BPH tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BPH tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2017 Pazartesi

PENİS EĞRİLİĞİ


Penis Eğriliği


Penis eğriliği doğuştan olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilir. Doğuştan olan eğrilikler ‘’konjenital penil kurvatur’’olarak adlandırılır. Doğuştan olan eğriliklere idrar kanalı ağzının yanlış yere açılması olan hipospadias veya epispadias eşlik edebilir. Sonradan ortaya çıkan ve adına "peyronie hastalığı" denilen penis eğrilikleri ise genellikle 40-60  yaş arasında görülür. 

Konjenital penil kurvatür ergenlik döneminde cerrahi olarak düzeltilir. 
 
Peyronie hastalığı akut ve kronik dönem olmak üzere iki döneme ayrılır. Akut dönem hastalığın genellikle ilk 6 aylık dönemini kapsar ve çoğu zaman ağrı ile birliktedir. Dokuda kalsiyumun biriktiği ve ağrının olmadığı ancak eğriliğin olduğu ve son şeklini aldığı dönem ise kronik dönemdir. 

Tedavisi cerrahi ve cerrahim dışı (konservatif) tedavi olarak ikiye ayrılır. Konservatif tedaviler  genel durumu cerrahiye uygun olmayan veya cerrahiyi kabul etmeyen hastalarda uygulanmalıdır. Penil traksiyon ve vakum aletleri deformitenin giderilmesi ve penis uzatılması için kullanılmalıdır. Diğer tedaviler kaynaklar tarafından önerilmez. 

Cerrahi tedavi, hastalığın en az 3 aylık stabil dönemi sonrasından eğer cinsel ilişki deformiteden etkileniyorsa yapılmalıdır. Tedaviden önce penis boyu, erektil fonksiyon, eğriliğin derecesi ve hastanın beklentileri değerlendirilmelidir.Hastada aynı zamanda ilaç tedavisine yanıtsız erektil disfonsiyon (sertleşme sorunu) varsa penil protez implantasyonu yapılmalıdır.

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Prostat İltihabı

Prostat  İltihabı

Prostat,erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Meniyi oluşturan sıvının yaklaşık %20 si prostat tarafından salgılanır. Prostat bezi mesane çıkışında,rektumun önünde yer alır.  Prostat  İltihabı (prostatit) her yaşta görülebilir. Özellikle üreme çağındaki erkeklerde daha sık karşılaşılır. Prostat iltihabı genel olarak  4  şekilde karşımıza çıkar;

1: akut bakteriyal prostatit
2:kronik bakteriyal prostatit
3:kronik pelvik ağrı sendromu (bakteriyal olmayan kronik prostatit)
4:asemptomatik enflamatuar prostatit

Akut bakteriyal prostatit en nadir görülen formdur. Prostat az görülmesine karşın ciddi bir hastalıktır. Ateş,üşüme-titreme,idrar yaparken yanma,sık idrara çıkma,ani ve sık idrar hissi,idrarını yapınca tam boşaltamama hissi belirgindir. Bazen idrar yapamamaya  sebep olabilir. Birçok bakteri bu duruma neden olabilir.  Tedavisi diğer prostatit tiplerine göre daha kolaydır.

Asemptomatik enflamatuar prostatit hastalarında klinik belirti yoktur. Genellikle prostat biyopsisi sonrasında tanı konulur.

Kronik bakteriyel prostatit akut bakteriyel prostatite benzer fakat belirtiler daha yavaş gelişir. Erkeklerde sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları kronik bakteriyel prostatiti de düşündürmelidir. Kronik bakteriyal prostatit aslında kronik pelvik ağrı sendromu  ile iç içe geçmiş bir durumdur. İster bakteriyal ister bakteriyal olmayan olsun her iki durumda hastalar tarafından “kronik prostatit” olarak isimlendirilir ve uzun dönemde hastanın psikolojik-sosyal yaşamını ve cinselliğini olumsuz  etkileyen bir durumdur. Aynı  zamanda tekrarlamaya meyilli olan bu durum bir süre sonra hastalık belirtisi yokken bile her an ortaya çıkabileceği endişesi ile hastaların yaşamını olumsuz olarak etkilemeye devam etmektedir.

İdrarda yanma,sık idrara çıkma,idrar yaptıktan sonra rahatlamama hissi,perine bölgesinde (testisler,makat,mesane) ve sırt ağrıları,boşalma sırasında ve sonrasında ağrı şikayetleri oldukça sıktır. Kronik durumlarda bu ağrı her zaman yoğun değildir ancak sürekli ve  düşük düzeyde bir rahatsızlık hissi vermektedir.

Tanısı hastanın şikayetleri dinlendikten sonra idrar ve kan tahlili ile birlikte yapılan detaylı bir fizik muayene ile konulabilir. Üriner sistem ile ilgili birçok hastalık ile karışabileceği, sık sık tekrarlama ihtimali olması nedeniyle hastalar genellikle birden fazla uzmana muayene olurlar.

Tedavisinde öncelikli olarak hasta hastalığı  ile ilgili detaylı olarak bilgilendirilmelidir. Sık tekrarlayan ve uzun süreli bir tedavi gerektiren durum olduğu  özellikle vurgulanmalıdır. Prostat iltihabının kansere yol açmayacağı hatırlatılmalıdır.  Aynı zamanda  hasta  ile tedaviden beklentiler konusunda fikir alış-verişi yapılması gerekir. Prostatın vücut içindeki yerleşimi nedeniyle ve  akut prostatit haricindeki durumlarda hastayı belirgin bir şekilde rahatsız etmemesi nedeniyle tanısı oldukça geç konulur. Bu durumda tedavinin etkinliği  de sınırlı olacaktır. 

Tedavide;
-Diyet düzenlenmelidir. Özellikle acılı,baharatlı yiyecekler,alkol,gazlı içecekler ve  kafeinli gıdalardan uzak durulmalıdır.
-Kabızlık sorunu varsa çözülmelidir.
-Haftada  en az üç kez ejekülasyon önerilmelidir.
-Hastalık tekrar oluşacak beklentisi ile oluşan stresin önüne geçilmelidir.
-Medikal tedavide antibiyotikler,ağrı kesiciler,kas gevşeticiler,prostat ilaçları kullanılabilir.
-Bazı hastalarda tedaviye parmakla rektal muayene eklenebilir,düzenli olarak birkaç kez yapılabilir.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Kamera ile bakılması lazım (sistoskopi)


Evet, muayene olduk bana biyopsi demediler ama kamera ile girip bir bakalım  dediler. Bu ne demek şimdi?

SİSTOSKOPİ:

Dış  idrar yolları ve mesanenin özel optik aletler ile doğrudan görüntülenmesi işlemidir. İdrar yollarına bir  alet ile girilmesi düşüncesi oldukça rahatsız  edici olabilir ancak işlem hakkında net bilgilenme ve işlemi yapacak olan hekim ile yeterli iletişim bu rahatsızlığı azaltacak olan en önemli etkenlerdir.

Sistoskopi ile;

·         üretra darlığı,taşları ve doğumsal anomalileri
·         prostat büyüklüğü,tıkanıklık derecesi
·         idrar kesesi taş,tümör ve iltihapları teşhis edilebilir.

İşlem nasıl yapılır?

İşlem için özel hazırlanmış bir giysi giyilir ve masanın üzerine uzanılır.Her iki bacak yana ayrılır ve işlem yapılacak alan antiseptik ile temizlenir. Daha sonra lokal olarak bir jel ile kayganlık ve anestezi sağlanır  ve işlem sırasında duyulan rahatsızlık azaltılır. Hekim işlemi yaparken dış idrar yolu ve mesane bir monitörden izlenir ve hasta tarafından da bu görüntü takip edilebilir.

İşlem sonrası aynı gün hasta evine gönderilebilir.Ertesi gün normal aktivitelerine geri dönebilir. 


16 Aralık 2014 Salı

Benim PSA yüksekmiş!

Şimdi Ne Olacak? 

Bu durumda sanırım ilk yapılması gereken şey panik olmamak. Bazen sanki PSA yüksekliği dünyanın sonu gelmiş kadar yıkıcı olabiliyor. Ayrıca PSA değeri normal iken serbest (free) PSA değerinin yüksekliği klinik olarak anlamlı bir durum ifade etmemektedir ve sadece serbest (free) PSA yüksekliğini PSA yüksekliği ile karıştırmamak gerekir. Ama böyle değil tabi ki. Bu korku aslında PSA yüksekliğine sebep olan onca neden varken bizim özellikle bir tanesi ile karşılaşmaktan korkmamız nedeniyle oluyor: prostat kanseri. 

Tamam sakin olmalıyız ama ne yapmalıyız peki? Öncelikle biz hangi hasta grubundayız, yani ek durumlar neler bunları belirlememiz gerekli. 

-- 52 yaşındayım. Rutin kontrol için kan tahlili yaptırdım. İdrar tahlilim normal; yani bir enfeksiyon bulgusu yok. İşeme ile ilgili şikayetim var/yok. Doktor parmakla rektal muayene yaptı ve normal olduğunu söyledi. 

Bu durumda muhtemelen size doktorunuz prostat biyopsisi yapılmasını önerecektir ve bu uygun olacaktır. Ancak bazı klinikler bu durumda ilaç tedavisi, yani antibiyotik kullanarak PSA değerinin bir süre sonra tekrar değerlendirmesini önerebilirler. Böyle yapılması durumunda, kontrol PSA değeri önemlidir. Yani ilk ölçümde 12 ng/ml çıkan PSA değerinin 2 hafta antibiyotik kullanımı sonrası ölçüldüğü zaman 3 ng/ml çıkması ile  5 ng/ml çıkması aynı şey değildir. İkinci durumda evet PSA değeri  düşmüştür ama bu değer de sonuçta normalin üzerindedir. 

Bazı klinikler ise bu durumda doğrudan prostat biyopsisi yapılmasını önerebilir.(Kliniğimizde de bu yol uygulanmaktadır.) Ancak bu durumda PSA değeriniz 4-10 ng/ml  arasında ise tekrar kan tahlili yapılmalı, bu kez PSA ile beraber serbest (free) PSA değerine bakılmalıdır ve sonuç doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir. Burada elde edilen serbest (free)/total PSA değeri sadece prostat biyopsi sonucunda bir öngörü yapmak için kullanılacaktır. PSA değeri ilk ölçümde 10 ng/ml dan büyük ise bu oranın bir anlamı olmayacaktır. Dolayısı ile bu durumda ikinci kan tahlili yapılmadan direk biyopsi randevusu alınır.

--52 yaşındayım. Rutin kontrol için kan tahlili yaptırdım. İdrar tahlilim normal yani bir enfeksiyon bulgusu yok. İşeme ile ilgili şikayetim var/yok. Doktor parmakla rektal muayene yaptı ve bazı sertlikler tespit ettiğini söyledi.

Bu durumda prostat biyopsisi size önerilecektir ve yapılması uygun olacaktır. 

-- 52 yaşındayım. Rutin kontrol için kan tahlili yaptırdım. İdrar tahlilimde enfeksiyon olduğu söylendi. İşeme ile ilgili şikayetim var/yok. Doktor parmakla rektal muayene yaptı ve normal olduğunu söyledi. 

Bu durumda tedavi başlanması, tedavi sonrası idrar tahlili tekrar edilmesi ve idrar tahlilinde anormal bir durum olmadığı saptandıktan sonra PSA değerinin tekrar bakılması uygun olacaktır. Kontrolde çıkan PSA değerine göre sürecin ilerleyişi belirlenecektir.

-- 52 yaşındayım. Rutin kontrol için kan tahlili yaptırdım. İdrar tahlilim normal yani bir enfeksiyon bulgusu yok. İşeme ile ilgili şikayetim var/yok. Doktor parmakla rektal muayene yaptı ve normal olduğunu söyledi. Ama ben size gelmeden önce farklı iki merkezde PSA baktırdım ve ilk sonuç 7 ng/ml geldi. Daha sonra başka bir hastanede kontrol ettirdim ve sonuç 6.2 ng/ml geldi.

Yine aynı durum sonuç olarak her iki kan tahlilinde de PSA değeri yüksek. İkinci yapılan tahlilde düşük bir değer elde edilmesi sizin prostat biyopsisi kararınızı değiştirmeyecektir. Yalnız bu durumda eğer bakılmamış ise beraberinde serbest PSA bakılması gerekecektir.

Tüm bu değerler hesaplanırken hastanın AVODART tb ya da DUTAPROS tb kullanımı belirtilmeli ve 6 aydan uzun süreli bir kullanım söz konusu ise elde edilen kan PSA değerinin 2 katı hesaplanmalı ve PSA değeri bu sonuç kabul edilmelidir.(PSA değeri X 2)

Üroflowmetri Nedir?



Üroflowmetri ile işeme sırasında idrarın akım hızı, akım şekli ve işenen miktar ölçülebilir. Özellikle prostat büyümesi nedeniyle, idrar yollarındaki darlıklara bağlı olarak ortaya çıkan mekanik tıkanıklıkların sonucunda idrar akış hızında meydana gelen değişiklik ve azalmaları tespit etmek için kullanılır. 

İşlem için hastanın idrara sıkışık olması lazımdır. Sıkışık olmanın düzeyini eğer evde olsaydınız sizin tuvalete gitmenize sebep olacak düzeyde bir sıkışıklık hissi olarak düşünmek uygun olacaktır. Daha sonra hastadan ölçüm hızını yapan bir makineye işemesi istenir. Bu sırada idrar akım hızı ve işenen idrar miktarı ölçülür. Elde edilen sonuç altta gösterilen örneğe benzer bir çıktı olarak hastaya verilir. 

PSA nedir?

PSA (prostat spesifik antijen), prostat dokusunu oluşturan hücrelerden salınan ve normalde jel halinde bulunan meninin sıvılaşmasını sağlayarak spermin hareket etmesini kolaylaştıran bir enzimdir. Koldan alınan kan ile ölçümü yapılır. Tok ya da aç olmak kan değerinde farklılık yaratmaz. Yani tok veya açken PSA ölçümü için kan verilebilir. 

Yaşa göre normal değerleri aşağıdaki gibidir.

YAŞ        PSA      
40-49     0-2.5 ng/ml
50-59     0-3.5 ng/ml
60-69     0-4.5 ng/ml
70-79     0-6.5 ng/ml

Bununla birlikte son zamanlarda genel kabul gören uygulama, 2.5 ve üzeri değerleri her yaş grubunda kabul etmektir. Ayrıca 6 ya da daha uzun süre AVODART veya DUTAPROS tb kullanan hastaların kan sonucu ile elde ettikleri PSA değerinin 2 katı hesaplanır ve gerçek PSA değerleri bu sonuç kabul edilir (PSA değeri X 2).

PSA değeri iyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı, prostat kanseri, idrar yolu enfeksiyonu, idrar yolu ameliyatları başta olmak üzere birçok sebeple yükselebilir. Burada en önemli nokta, bu yükselişin arkasında kötü huylu bir patolojinin söz konusu olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaçla takipler sırasında bazı durumlarda sadece PSA değeri değil, aşağıda açıklanan ek ölçüm ya da değerlendirmeler de önemli olabilir. 

Serbest PSA (free psa): Kanda dolaşan ve PSA değeri olarak belirtilen sonuç aslında kan proteinlerine bağlı olarak bulunan değerdir. Serbest PSA ise yine kanda ölçülen ve herhangi bir proteine bağlı olmadan serbest olarak dolaşan PSA'dır. Eğer kan PSA değeriniz ölçülmüş ve 4-10 ng/ml arası bir değer çıkmış ise, bu durumda serbest PSA değeri de ölçülüp serbest PSA/total PSA değeri hesaplanmalıdır. 

PSA velosistesi: Kandaki PSA değerinin belli bir süre içinde artış miktarını ifade eder ve yıllık 0.75 ng/ml üzerindeki artışlar önemlidir.

15 Aralık 2014 Pazartesi

Prostat Nedir?

"Bende Prostat Varmış"

Prostat, idrar kesesi çıkışından penis ucuna kadar devam eden idrar yolunun başlangıcında bulunan ve idrar yolunu çepeçevre saran bir salgı bezidir. Salgısı boşalma sırasında çıkan sıvının yaklaşık %20'sini oluşturur. Sadece erkeklerde bulunur. 


Son düzenlemelerle daha önce 50 olan ilk kontrol yaşı, 40 olarak değiştirildi. Yani 40 yaşındaki tüm erkeklerin hiçbir şikayetleri olmasa bile üroloji doktoru tarafından rutin kontrol muayenesi yapılmalıdır. Bu kontrollerde bir sorunla karşılaşılmaması durumunda, yıllık rutin kontrollere devam edilmelidir. 

Halk ağzında "bende prostat varmış" diye ifade edilen durum, aslında prostata bağlı olarak artık hastada şikayet oluşmaya başlamasıdır. Çünkü zaten prostat doğumdan itibaren erkeklerde mevcut bir salgı bezidir. 

Peki prostata bağlı şikayetler neler olabilir?  

--İdrar yapmada zorluk
--Zayıf idrar akımı
--İdrara başlamada zorluk
--Bekleyerek idrar yapma
--İdrar yapmanın sonunda damla damla idrar gelmesi
--Sık idrara çıkma
--Geceleri idrara çıkma 
--Mesaneyi tam boşaltamama hissi
--İdrar kaçırma

Burada unutulmaması gereken, tüm bu şikayetler ile prostat büyüklüğü ve PSA değerleri arasında bir ilişki olmadığıdır. Yani bir hastanın 30 gr prostatla rahatsız edici düzeyde şikayeti olabilirken, başka bir hasta 80 gr prostatı olmasına rağmen hiçbir şikayet ifade etmeyebilir. Aynı şey "prostat hormonu" denilen PSA değeri için de geçerlidir. Yani hastanın hiçbir şikayeti yokken bu kan değeri yüksek çıkabilir ya da yoğun şekilde şikayeti olasına rağmen normal sınırlarda olabilir. (PSA ve yüksek PSA değerlerinin anlamı gelecek yazının konusu.) 


Peki şikayetlerin ağırlığını nasıl anlayabiliriz?

Bunun için uluslararası prostat semptom skorunu (İPSS) doldurabiliriz. Buradan aldığımız toplam skora göre tedavi başlanması için bir öngörü oluşturabiliriz ve tedavi sonrasında tekrar aynı sorgu formunu doldurarak tedaviden ne kadar faydalandığımızı belirleyebiliriz. 

Bu forma buradan ulaşabilirsiniz.Formun bir örneği altta görülmektedir.




Yani 40 yaşındasınız ve herhangi bir ürolojik şikayetiniz yok. Bu durumda yıllık rutin kontrollere başlamak için bir üroloji hekimine başvurmanız uygun olacaktır. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bu yaş sınırı son olarak yayınlanan rehberlerde belirtilmiştir ve hala bazı kliniklerde yaş sınırı 50 olarak kabul edilmektedir. Rutin kontrol için başvurunuz sırasında size yapılacak tetkiklerin aşağıdakileri içermesi uygun olacaktır:

--PSA isimli kan tahlili 
--İdrar tahlili
--Kan şekeri ve kan kreatin düzeyi

Ayrıca ilk kontrolünüz olduğu için üriner sistem ultrasonu yapılması ve prostat boyutları, idrar kesesi ve böbreklerin genel bir değerlendirilmesi faydalıdır. Ayrıca hekimin gerek görmesi halinde işeme sonrası tekrar ultrason yapılıp idrar kesesinde sıvı kalıp kalmadığına bakılabilir. İlk muayenede parmak ile rektal muayene özellikle yapılmalıdır. Ekstra bir durum tespit edilmediği takdirde yıllık kontrollere devam edilir. 

Ya da 40 yaşından büyüksünüz ve zaten yıllık kontrollerinizi yaptırıyorsunuz (en azından öyle olmasını umuyoruz). Bu bir yıllık kontroller arasında yukarıda belirtilen şikayetlerden biri ya da birkaçı sizde ortaya çıkmaya başladı. Bu durumda gelecek kontrol tarihini beklemeden doktorunuza başvurmalısınız. Bu kez size yine kan ve idrar tahlili yapılacak ve tekrar ultrason yapılacak. Yukarıda belirttiğimiz değerlendirme formu doldurulacak. Ayrıca üroflowmetri adını verdiğimiz ve özellikle işeme hızını ölçmek için yapılan bir testle idrar yolunun sıkışıklık derecesi belirlenmeye çalışılacak. (Üroflowmetri ile ilgili ayrıntılı bir yazı yayınlanacaktır.)
Sonuçlara göre de nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiğine karar verilecek. 

Peki sonuçta nelerle karşılaşabiliriz?
Gelecek yazılarımızda bunlara ait örnek senaryolarla devam edeceğiz.